CİRİT

Adını oyunun başlıca gereci olan ciritten alır. Arapça kökeni cirid şeklinde olan bu kelime soyulmuş ağaç dalı anlamına gelir.

Orta Asya’daki Türk illerinde rastlanmayan bu oyun, Osmanlı Sarayı’nda en çok oynanan oyundur. Padişahların hususi olarak izledikleri ve yabancı elçilere izletmekten gurur duydukları pek çok kayıtta yer almaktadır.

Her ne kadar Anadolu Selçukluları’nın bu oyunu oynadıklarına dair tespitler varsa da bu, Cirit ile Çevgan’ın pek çok yerde karıştırılması ve iki oyun adının birbiri yerine kullanılmasından kaynaklı bir hatadır. Orta Asya’daki Türk illerinde, İran Türkleri arasında, Mısır’daki Kıpçak ve Çerkez Memlukluları’nda ve Osmanlı Devleti öncesinde cirite dair bir kayıta rastlanmamaktadır.

Bir menzil silahı olarak kullanılan 80-85 cm uzunluğundaki ucu temrenli ciritlerin yerine meşe ağacından yapılan 105-120 cm uzunluğundaki ciritlerin kullanıldığı, savaş ve av talimleri işlevine sahip bir takım oyunudur. Atın süratli, çevik olması, manevra kabiliyetinin yüksek olması ve binici ile atın uyumu oyunda başarılı olmak için büyük öneme sahiptir.

Oyunda esas amaç kullanılan ciritleri rakibe isabet ettirmek ve rakibin attığı ciritlere isabet olmamaktır. Her iki takımın birer alay durağı vardır. Burada bekleyen atlılardan biri, alayları önüne gelerek kendilerine cirit atıp kaçan rakip oyuncunun peşinden at sürerek ciridi ile onu vurmaya çalışır, bu arada karşı alaydaki oyuncular da kaçan arkadaşlarını kollamak üzere alaylarından çıkıp ciritleri ile gelen rakibi karşılarlar. Cirit isabet ettirmek, atılan ciridi yakalamak ve ciritten kurtulmak için eyer boşaltarak atın yan tarafına yatmak puan ve ödül kazandıran hareketlerdir. Tarihi seyri içerisinde ve günümüzde, özellikle gösterilerde yapılan ve “kara cirit” olarak adlandırılan oyun genel olarak bu şekildedir. Oyuncu sayısı, oynanan oyunun büyüklüğüne göre değişkenlik gösterir.

Günümüzde Geleneksel Spor Dalları Federasyonu içerisinde bir spor dalı olarak bulunan “puanlı cirit”te kurallar ve puanlama biraz daha değişmiş, cirit oyununa dair pek çok şey standarda bağlanmıştır.

Bir spor dalı olarak faaliyet gösterilen ciritte, 100 cm. uzunluğunda baş tarafı 2,5 cm. çapında oval, arkaya doğru 1,5 cm. çapında inen, ahşaptan yapılmış ve 2.5 cm çaplı tarafı lastik kaplamalı ciritler kullanılmaktadır. Cirit müsabakalarında takımlar 7 asil ve 2 yedek oyuncudan kurulurlar. Çizgilerle belirlenmiş bir alan içerisinde oynanır. Kura çekimi ile alay tercihi ve cirit kullanma hakkı kazanan taraflar belirlenir. Cirit kullanma hakkı kazanan takımdan bir sporcunun rakip alayı önünde bulunan atış sahasına giderek ciridini atması ile oyun başlar. Her hamle sırasında takım alayından yalnızca bir sporcu çıkarak rakip alaya gider. Rakip alayda hazır bekleyen sporcular, hamle sırası kendisinde olan sporcunun ciridi elinden çıkmadan alaylarından çıkış yapamazlar. Aksi takdirde “erken çıkış” yapmış oldukları için takımları ceza puanı alır. Rakibin ciridini atmasının ardından yalnızca bir sporcu alaydan çıkış yaparak rakibini kovalar, iki sporcunun çıkış yaptığı durumlar ise “çift çıkış” olarak değerlendirilir ve takıma ceza puanı verilmesine sebep olur. Rakibini kovalamaya başlayan kişi elindeki ciritle onu vurarak takımına puan kazandırabileceği gibi, atının başı rakibin atının sağrısı hizasına gelecek şekilde ona yaklaşmak sureti ile onu yakalanış olur ve böylece de takımına puan kazandırabilir. Yakalama durumlarında cirit atılmaz, bu “yakalayıp bağışlama” olarak adlandırılır ki cirit oyunu içerisindeki “hoşgörü” ruhunu yansıtır. Ciritte rakibe 5 metreden daha yakın olunduğu pozisyonlarda cirit atmak da yasaktır. Rakip tarafından atılan ciridi hava da yakalamak da puan kazandıran eylemler arasındadır. Ancak kara ciritte puan kazandıran eylemlerden olan eyer boşaltmak, spor müsabakalarında puan kazandırmaz. Alayına doğru kaçan rakibe cirit atılmadığı ya da rakip alayına girmeden yakalanamadığı takdirde başta anlatıldığı şekli ile oyun devam eder.